TEL 0344-3114003           
  Ana Sayfayı Göster..   Haberler Sayfasını Göster..   E-mail Gönder..  
Ana Sayfa | Haberler | Duyurular | Rehber | Hizmet Standartları
 
    • Kaymakamlık
    • İdari Durum
    • Resmi Kurumlar
    • Mahalli İdareler
    • Köyler
 
    • Tarihi Gelişim
    • Coğrafi Yapı
    • Ekonomi
    • Eğitim
    • Nüfus
    • Sağlık
    • Ulaşım
    • Pazarcıklı Ünlüler
    • Resimler
Site içi arama

Kullanıcı adı :
Parola :

 
 

TÜRKÜLER-MANİLER

  MEYRİK

Şu Meyrik'in acısına
Çarşambanın gecesine  oy  oy
Dediler ki Meyrik ölmüş
Sabır onun kocasına oy oy

Oy  Meyrik  Meyrik  Meyrik
Ben kurbanım sana Meyrik
Ben hayranım sana Meyrik oy oy

Doktor yarayı kesiyor 
Yine Meyrik kan kusuyor oy oy
Keşke Merik ölmeseydi
Kocası kime küsüyor oy oy

Oy  Meyrik  Meyrik  Meyrik
çil  kurbanım sana Meyrik
Ben hayranım sana Meyrik oy oy

Kurtdere'nin dağı meşe
Yaz baharım döndü kışa
Dediler ki Meyrik ölmüş
Alem şaştı böyle işe
 

 

Meyrik Türküsü'nün Hikayesi

Meyrik, Pazarcık 'ın Damlataş Köyü'nün "Kantarma Obası"nda veremden ölen ve üzerine ağıtlar yakılan güzel bir gelindir

          Meyrik evlenmeden önce verem hastalığına tutulmuştur. Teyzesinin oğlu Hasan'la evlendirilir. Evliliklerinin daha 3.ayında Meyrik hastalanır ve Kahramanmaraş Devlet Hastanesi'ne kaldırılır. Çok geçmeden köye Meyrik 'in ölüm haberi gelir. Kadınlar toplanır, ağıt yakarlar. Olayın en ilgi çekici yanı  "Meyrik Türküsü"nün ağıt olarak , o anda irticalen Meyrik Gelin'in hem teyzesi hem de kayınvalidesi tarafından söylenmesidir. Yıl 1970'tir.

            Daha sonraları 1971 yılında Aşık Mahzuni Şerif  köye gelerek Meyrik Türküsü'nü besteler. Halen Türk Halk Müziği'nin en sevilen türkülerinden biri olan bu yanık türkü, birçok sanatçı tarafından söylenmiştir, söylenmeye de devam etmektedir.           

Pazarcık'a Gidek mi 

Pazarcık'a gidek mi ( he he he gidek )
Gonca gülün derek mi ( he he he derek )
Kızlarının yoluna (he he he yoluna )
Biz ölek mi ölek mi
Biz ölek mi ölek mi
He he he ölek
He he he ölek

Kartalkaya serinsin (he he he serinsin )
Deniz kadar derinsin (he he he derinsin )
Seni kimseye vermem (he he he vermem )
Sen benimsin benimsin
Sen benimsin benimsin
He he he benimsin
He he he benimsin

Şu Narlı'nın ovası ( he he he ovası )
Mis kokuyor havası (he he he havası )
Bir güzeli seversen (he he he seversen )
Ağaya verir babası
Zengine verir babası
He he he babası

 

YÖRESEL BİR OZAN AŞIK KUL AHMET 

Seher yeli nazlı yare
Bildir beni bildir beni
Düşmüşüm elden ayaktan
Kaldır beni kaldır beni ...     

Kul Ahmed'im gönül versem
Bağrında gülünü dersem
Senden gayrı yar seversem
Öldür beni öldür beni  

 

Aşık Kul Ahmet 1932 yılında Maraş'ın Pazarcık ilçesine bağlı Bozlar Köyünde doğdu. Adı Ahmet'tir soyadı Kartalkanat'tır. Kul Ahmet mahlasıdır. Babası sonra dan Pazarcığın Kantarma Köyüne yerleşen Mehmet Bey'dir. Dedesi yine Pazarcığın aşiret reisi Bilal Ağa'dır. Dedesinin ninesi meşhur Halk Edebiyatımızın destan Kahramanlarından Köroğlu'nun eşi Benli Döne Torunlarındandır. Annesi Satiha Hatun, o civarın eşrafından Mustafa beyin kızıdır.
Kul Ahmet bir yaşında babasını kaybetti Hatice ve Fidan Sultan isminde iki kızı kardeşiyle öksüz kaldı. Annesi daha genç olduğu için Memiş isminde birisiyle evlendi.
Kul Ahmet babalığından çok acı çekerek büyüdü. Bütün köylülerimiz gibi Kul Ahmed'inde yaşantısı çile ile doludur. İlk okulu bitirdi. Geniş bir halk kültürüne sahiptir. 
Küçük yaşta gurbete çıktı. Köyler dağlar şehirler dolaştı, 15 yaşında sazla deyişler söylemeye başladı. Rastladığı aşıkların peşine düştü. Cezbeye tutuldu. Garip hallere büründü... Aşk uğruna her şeyi terk etti. Dünyayı zevk ile sefayı unuttu. Melamet gömleği geyindi. Kalender dervişler gibi köy odalarında hanlarda inlerde yazı yabanda çile doldurdu... Nice nice yıllar dert ile dermansız aşk ile arkadaşlık yaptı...
Sonunda Ankara'da halden anlar ehlidiller, can dostlar buldu. Dost muhabbetlerine dost meclislerine katıldı, söyledi çaldı, okudu kendini kabul ettirdi. Beğendirdi, alkışlandı ve böylece garip Kul Ahmed'imiz Ankaraya bağlandı kaldı. Televizyon ve Radyolarda söyledi. Eserleri sanatkarlar tarafından aranjman edildi. Ve ödül kazandı. Devlet dairelerinde beş sene kadar memurluk yaptı. 15 Haziran 1963 de annesi Satiha Hatun vefat etti. Salmanı Pak Hazretlerinin dergahına defnedildi.
Kul Ahmet gurbette evlenmeye karar verdi. Ve Ali Tatlıbel Beyin kızı Fatma ile evlendi. Evlilik hayatı sekiz sene sürdü. Mehmet ve Kenan isminde iki oğlu oldu. Çok sevdiği eşi Fatma hanım bir kalp hastalığına tutuldu. 14 Haziran 1971 tarihinde Ankara Yüksek İhtisas Hastanesinde ameliyat masasında öldü, iki çocuğu öksüz kaldı. Çocuklarını Ankara Atatürk Çocuk yuvasına verdi. 

Neyleyim Dünyanın saltanatını
Gönlümü eyleyen yar olmayınca

diyerek tekrar gezmeye karar verdi. Sazını aldı Evliya Çelebi gibi diyar diyar gezmeye başladı.
                    Büyük üstat Aşık Veysel ile arkadaşlık yaptı. Karşılıklı eserler söyledi. Anadolu ve Avrupa şehirlerini bir bir gezdi. Nereye gittiyse büyük takdir topladı. Anadolu turnesinde iken ailesinin kıymetli eşyalarını hırsızlar çaldı.

                    Kul Ahmet ekseriyeti tabiat ve güzelliklere aşıktır. Kendine has bir gerçek yönü ahlaki, ve insancıl duyguları vardır. O mütevazi uysal, temiz yürekli, buğday benizli uzun boylu yüzü gülen bir ozandır. Ankara'da ikamet etti.

                    Şiirlerinde yer yer Karacaoğlan'ı, Kerem'i, Pir Sultan Abdal'ı, Şah Hatayi'yi Fuzuli'yi, ve Aşık Veysel'i, görebiliriz.

                    Aşık Kul Ahmet 16 Temmuz 1996 tarihinde hayata veda etti. 17 Temmuz 1996 günü Ankara Hacıbayram Camii'nde kılınan öğle namazından sonra, Karşıyaka'da toprağa verildi... 

OZANA AİT BAZI DEYİŞLER

Seher Yeli

Seher yeli nazlı yare
Bildir beni bildir beni
Düşmüşüm elden ayaktan
Kaldır beni kaldır beni

Söyle güzeller şahına
Yüz süreydim dergahına
Zehir olan kadehine
Doldur beni doldur beni

Kul Ahmed'im gönül versem
Bağrında gülünü dersem
Senden gayrı yar seversem
Öldür beni öldür beni 

 

Sevdiğim'le malımızı bölüştük.
Halı ona düştü, çul bana düştü,
Şu senin, bu benim derken anlaştık
Kervan ona düştü, yol bana düştü

Tenim çıplak oldu, güneşte yandı,
Kendisi de al yeşile boyandı
Sıra geldi büyük mala dayandı
Dağlar ona düştü, çöl bana düştü.

Beni üryan etti, saldı çöllere,
Kendisi benzedi gonca güllere
Karayı bitirdik, döndük sulara,
Derya ona düştü, sel bana düştü.

Kul Ahmed'im güzel didara baktık
Ay ile Güneşi ona bıraktık,
Gayri yer yeryüzünden göklere çıktık,
ALLAH ona düştü, KUL bana düştü,

 

BEN BUYUM
Ademin sulbünden ben bir insanım 
Sorarsanız aslımı işte ben buyum 
İnsanlığa bağlı yolum erkanım 
Sorarsan aslımı işte ben buyum

Türk'ün nüfusunda adım Ahmet'tir 
Soyadım sorarsan Kartalkanat'tır 
Anam Satiye'dir, babam Mehmet'tir 
Sorarsan aslımı işte ben buyum

Babam bir ev yapmış kerpiç yığımlı 
O da kalmış fakirliğe bağımlı
Bin dokuz yüz otuz iki doğumlu 
Sorarsan aslımı işte ben buyum

Bir doksan yedidir kametim boyum 
Hallac-ı Mansur'a benziyor huyum 
Pazarcık'a bağlı Kantarına köyüm 
Sorarsan aslımı işte ben buyum

Bizi yetiştirdi irfanla bilim
Her dem Hak dilini söylüyor dilim
Maraş vilayetim Pazarcık elim
 

 

                                Yöreye Özgü   Maniler

         Halk edebiyatımızın en yaygın folklorik ürünü olan maniler, yörede de önemli bir yer tutar. Yöre insanı her türlü hayati olaylarını (Aşk, gurbet,hasret,kıskançlık, kırgınlık, tabiat vs.) manilerle ifade eder.Mani, halk şiirimizin nazım şekli bakımından en küçük olanıdır. Söyleyenleri belirsizdir. Yöre kültürünü ortaya koyması bakımından son derece önemlidir.Türk milletinin varoluş tarihinden itibaren terk edilmeyen bir gelenektir. Pazarcık halkı evlerde, toplantılarda,düğünlerde, bayramlarda, tarlada çalışırken, yaylaya göçerken hep mani söyleyerek hayatını daha renkli hale getirmektedir. Halkın duygularını manilerle dile getirmesi, çeşitli gönül ürperişlerini böyle kısa, öz ve kesin ifadeyle dile getirişi;onun sevgi, aşk gibi konulardaki hassasiyetini ve  zekasının işlekliğini gösterir.

       Yörede söylenen manilerdeki aşk, sevgi, kıskançlık, hasret vb. konularının en ince noktalarını bulmak mümkündür.                          

Gül sarı bülbül sarı
Koynumda gördüm yari                              
Uyandım düş imiş                                   
Ağlarım zarı zarı
                                   
Ayna attım çayıra                                   
Güneş vurdu bayıra
Bizi kul ayıramaz                                    
Meğer ölüm ayıra 
                                  
Karanfil aldım handan                                   
Sevdim seni candan                                   
Yare mektup yazayım                                   
Gözümden akan yaştan

Kaşların katar katar                                   
Kirpiklerin ok atar                                   
Yanağın dükkan açmış                                   
Dudakların bal satar 

           Ayrılık, sevgiliye duyulan özlemle ilgili manilere örnekler:

 Gidiyorum elveda                                   
Yoluna canlar feda                                   
Gidene gelmez derler                                   
Kavuşturur Hak Hüda
                                   
Kaşların yaydır bana                                 
Cemalin aydır bana                                   
Bir gün seni görmesem                                   
Sanırım aydır bana                                    

Şu dağlar bizim olsa                                   
Her yanı üzüm olsa                                   
Yarin yattığı yastık                                   
O benim dizim olsa                                   

Elmayı ata ata                                    
Şeftali sata sata                                   
Yanım yunum ağrıdı                                   
Yalnız yata yata 

Askerde olanlar için söylenen maniler; 

Sarı yorgan yüzlerim,
Yüzler yüzler düzlerim,
Ne kaderim karaymış,
Asker yolu gözlerim. 

Mektup verdim postaya
Haber gitsin kışlaya
Yarimden cevap geldi
Düğünümüz haftaya

Ağıt olarak söylenenler; 

Hastanenin önü mermer döşeli
Doktorlar geliyor eli şişeli
Üç gün oldu ben bu derde düşeli
Aman doktor aman gönder sılama

Al ördek  yeşil ördek
Kanadı meşin ördek
Künde bir çift gezerdi
Hani bugün eşim ördek
 

Ninni biçiminde söylenenler; 

Gidinde bulutlar gidin
Yavruma da selam edin
Yavrum tatlı uykudaysa
Uykusunu halel edin
 

Ünlü Türk Ozanı Karacoğlan da diyar diyar gezer ve gezip gördüğü yerlerdeki güzeller ve güzellikler üzerine maniler söylerken, Pazarcık'la ilgili olarak ta aşağıdaki  şiirini söylemiştir. 

Maraş İllerine giden kervancı
Selam söyle bizim il'e obaya
Eğer Allah'ın seversen seyrancı
Uğran Pazarcığa Salman Babaya 

-Bir rivayete göre Karacaoğlan'ın  mezarının da Pazarcık'ta olduğu söylenir. Ama bu zayıf rivayetin doğru olan bir tarafı vardır oda şudur. Türk Halkı sevdiği Yunus Emre, Somuncu Baba (Şeyh Hamidi Veli Hz.), gibi beğendiği mümtaz şahsiyetlerin anısına uğradığı illerde, beldelerde Türbe ve anıtları yapılmıştır. 

PAZARCIK ŞİİRLERİ

 CAN PAZARCIK 

Kahramandır senin ilin
Karpuzların dilim dilim
Kızlar dokur halı kilim
Sen bizimsin can Pazarcık

Yıllarca hep çile çektin
Pamuk, pancar, mısır ektin
Kültürünle belki tektin
Sen bizimsin can Pazarcık
 
Kırk mağara, büyük pınar
Çamlı tepe sana yanar
Her giden genç seni arar
Sen bizimsin can Pazarcık

Zirvededir Köroğlu'nun kalası
Engizektir Pazarcığın yaylası
Tapo Ağa, Yakup Paşa fakirlerin babası
Sen bizimsin can Pazarcık 

Senin anlatmak bir başka
Şairlerin gelir aşka
Düşler gerçek olsa keşke
Sen bizimsin can Pazarcık

 Memet KÖSELER - Milli Eğitim Şube Müdürü

ANILAR 

Sıcak olur  Uzungüney kıyısı
Kartal yuvasıdır ,Soyak Kayası
Köyün kaynak suyu ,Ördek Kuyusu
Dağı güzel, suyu güzel köyümün.

Düğünde, yarışta ata binilir
Harman sonu oğlak, çebiş yenilir
Güz olur bağlardan köye inilir
Bağı güzel, soyu güzel  köyümün

Bağ zamanı  Sapaca  deresinden  geçilir
Gediğe varınca  yollar  seçilir
Aşağıkuyu'dan zor su içilir
Gaceri ayrı, Sapaca'sı ayrı güzel köyümün

Düğünlerde davul zurna vurulur
Pehlivanlar çıkar güreş  kurulur
Tura, sin-sin, orta oyunu oynanır
Şenlik olur düğünleri köyümün

Avcılarını saymak oldukça zordur
Rahmetli Çolak, Alapan, Ejder
More Salman, Daşo Mehmet, ve daha  kimler      
Evsini, sulağı  boldur  köyümün  

Uzun güney, Tilkiburun dağımız                                
Sapaca , Gacerde  üzüm bağımız
Meşhur olur peynirimiz, yağımız
Bir uçtan bir uca otlak köyümüz

Kirkit ile kilim, çuval dokurlar
Yeni doğmuş oğlağa gübür ekilir
Güz olur davara teke katılır
Gelenekleri ile yaşar güzel köyümüz.

Orak ile ekinler biçilir
Soğuk suyu galaz ile içilir
Yaz gelince banılara göçülür
Yayla, yazlık dolu köyümüz

Aksu vadisinde öküz güderken
Çamlıbel'den  Gökalanı süzerken
Günbatımı Tadır virajını dönerken
Bir güzel görünür yamaç köyümüz

Köyümüz  kayalıktır, ortası mektep            
Aşağısı Kargalı, yukarı yörep
Önünden yol geçer  Malatya-Antep
Başka bir  güzeldir şirin köyümüz. 

KADER DEDİM 

Gelip geçen günlerle ümitlendim
Ne yaptım ben, hep düşündüm bekledim
Dost dedim, sevgi dedim bekledim
İyi-kötü günlere kader dedim

Eski dedim, yeni dedim, ne dedim
Güzele güzel, çirkine ne dedim
Bazen üzüldüm bazen de sevindim
İyi-kötü günlere kader dedim

Eğlendim, sevindim, haydi geç dedim
Çocuk oldum, genç oldum, geçti dedim
Bazen gülerdim bazen de ağlardım
İyi-kötü günlere kader dedim

Dost dedim, düşman dedim, bak ne dedim
Kardaş dedim, yar dedim,yaran dedim
Hem sevdiler hem üzdüler ne dedim
İyi-kötü günlere kader dedim

Yaşlandım geçenlere anı dedim
İyi-kötü günler geçti ne dedim
Bazen gördüm bazen de göremedim
Geçti gitti ömr, böyle biter dedim 

AVCI 

Aradın, aradın, beni aradın
Yerimi ağaçta, dalda aradın
Kaçtım, kaçtım aradın buldun beni
Ey zalım avcı buldun, vurdun beni


Gelme yanıma, gelme, vurma beni
Yavrularım öksüz koymasın beni
Kanadım kırıldı, bıraksan beni
Ey zalım avcı buldun, vurdun beni

Gözlerim görmez oldu, kaçamadım
Sarıldım, kaçacak yer bulamadım
Vurma beni ey avcı, vurma beni
Dedimse yine buldun, vurdun beni

          İsmail TUTLU - Emekli Öğretmen

MEMLEKETİM PAZARCIK  

Sana ulaşır bu uzayan yollar.
Karşında durur bu sıra dağlar.
Ziyaret Tepesi'ndeki çamlar.
Sen bir başka güzelsin Pazarcık.  

Kartalkaya adında bir barajın var.
Kahramanlar diyarı bir Maraş’ın var.
Gönlümde teksin amma bir adaşın var.
Sen bir başka şirinsin Pazarcık.  

Ovaların, toprağın bereket saçar.
Bağında, bostanında güller açar.
Aksu sende başlar, sende coşar.
Sen bir başka güzelsin Pazarcık.  

Candan dost insanınla güzelsin.
Sen benim için özel mi özelsin.
Şair Gençbey'in hep kâlbindesin.
Sen bir başka şirinsin Pazarcık.

Ahmet SANDAL - Çevre ve Orman Bakanlığı Başmüfettişi

 
 
 
Copyright © 2008 T.C.Pazarcık Kaymakamlığı tarafından tüm hakları saklıdır.
www.pazarcik.gov.tr