SOSYAL ve KÜLTÜREL YAPI
ÝLÇENÝN SOSYAL YAPISI
Ýlçe genellikle Gaziantep, Mersin, Kahramanmaraþ ve yurt dýþý olmak üzere yýllardýr yavaþ ama sürekli göç vermektedir. Öte yandan köylerden ilçe merkezi ve kasabalara doðru bir göç de yaþanmaktadýr. Kayýtlý nüfus 153551 olduðu halde ilçede ikamet eden nüfus 72.628'dir.
Ýlçenin gelenek ve görenek açýsýndan ayýrýcý özellikleri bulunmamaktadýr. Sosyal yaþantýda sünnet, düðün ve cenaze gibi törenler özel bir önem arz eder. Konutlar genellikle bir veya iki katlý betonarme ve bahçelidir. Son yýllarda geliþen ekonomiye paralel olarak çok katlý binalarýn da artýþ gösterdiði gözlemlenir.
Daðlýk kesimdeki köylerde yaþayan halkýn büyük çoðunluðu ekonomik yönden zayýf durumdadýr. Sosyal Yardýmlaþma ve Dayanýþma Vakfý'nca saðlýk, iþ temini, maddi yardým ve eðitim yardýmý gibi alanlarda halka destek olunmaktadýr. Dar gelirli vatandaþlarýmýzýn saðlýk sorunlarýnýn çözümü için bugüne kadar ilçede 19.869 kiþiye "yeþil kart" verilmiþtir.
Ulusal düzeyde yayýn yapan TRT ve diðer özel televizyonlar seyredilebilmektedir. Sinema ve tiyatro salonu yoktur. Öðrencilere yönelik tiyatro faaliyetleri okul salonlarýnda icra edilmeye çalýþýlmaktadýr.
Saðlýk hizmetleri alanýnda en önemli sorun personel politikasýndaki dengesizliktir. Ýlçemizde 50 yataklý bir Devlet Hastanesi bulunmakla birlikte, yardýmcý saðlýk personeli ile genel idari hizmetler sýnýfý personeline ihtiyaç vardýr. Üç saðlýk ocaðýnda doktor bulunmamaktadýr.
Öte yandan 34 saðlýk evinden sadece 15'inin binasý, 4'ünün personeli vardýr. Yani 19 saðlýk evinin yalnýzca adý mevcuttur.
Etnik yapý olarak (Etnik yapýdan kasýt aþiretler ve Pazarcýk'a yerleþen diðer aileler kastedilmektedir). Kozmopolit bir yapýya sahip olan Ýlçeye ilk yerleþen Elbeyli aþireti (Batak) mensuplarýdýr. Bunlarýn dýþýnda toplam dört aþiret daha vardýr. Bunlardan Sinemilli ve Atmalý aþiretleri barýndýrdýðý fert bakýmýndan diðerlerinden daha büyük bir yapýya sahiptir. Zikredilen diðer aþiretler ise Kýlýçlýlar ve Doðanlýlardýr.
Sinemilli Aþireti, Aþiretin diðer büyük kolu Urfa'dadýr. Sinemilli aþiretinin Orta Asya'dan gelmiþ olduklarý bilinmektedir. Her ne kadar dillerinde deðiþme olmuþsa da Türkmen Alevisi'dirler.
Pazarcýk'ta bulunan Sinemilli aþiretinin köyleri:
Baþpýnar, Bozlar, Milyanlý, Üngütlü, Bayýrlý, Milyanlýsoku, Karaaðaç, Çamlýca, Tetirlik, Çiçekalaný, Þallýuþaðý, Armutlu, Söðütlü, Çýnarlý, Alibeyuþaðý, Maksutuþaðý, Zeynepuþaðý, Emiruþaðý, Denizli, Halkaçayýrý, Kelibiþler, Cennetpýnarý, Bayramgazi, Akdemir, Bölükçam, Salman-ý Pak,Yolboyu ve Ýncirli.
Geçim Kaynaðý: Hayvancýlýk ve tarýmdýr.
Aþirete ait Deyiþler:
Yöreye ait Sinemilli deyiþlerini yine yöreye ait beþ telli baðlama ile söyleyen Mimar Abdullah Özdemir oðlu Ulaþ Özdemir'in "UMMANDAN Maraþ Sinemilli Deyiþleri" isimli albümünde yer alan deyiþlerden bazýlarý ise þöyledir:
KANABÝLÝN MÝ
Deli gönül yüksek uçma
Ýnebilin mi bilin mi
Yad elinden bade içme
Kanabilin mi bilin mi
Yanýna bir güzel gelse
Sen aþýk o maþuk olsa
Soyunup koynuna girse
Sarabilin mi bilin mi
Mücrimi ne inilersin
Dertlerimi yenilersin
Aðlayýp da gülem dersin
Gülebin mi bilin mi
|
DERDE TABÝ OLDUM
Derde tabi oldum tabibi buldum
Buldum ki tabibi derdi benden çok
Her derdin dermaný ondadýr sandým
Ne hikmet ki kendi derdi benden çok
Dertli olan düþünmesin boþuna
Kul olanýn neler gelir baþýna
Tecrübe eyledim Hakk'ýn iþene
Gördüm ki herkesin derdi benden çok
Hak böyle buyurdu bina kurunca
Aðlayýp gülmeye aþka erince
Tabipler tabibi dertli olunca
Belli ki dünyada derdi benden çok
|
| |
|
GÖNLÜM SAÐ YARE
Hey erenler hey gaziler
Gönlüm sað yare sað yare
Herkesin bir yarasý var
Gönlüm sað yare sað yare
Dipsiz bir deryaya daldým
Lali inci mercan aldým
O dosta ben merhem saldým
Gönlüm sað yare sað yare
Gezdim dostun ellerini
Ne hoþ gördüm dillerini
Derdim gonca güllerini
Gönlüm sað yare sað yare
Mücrimi'yem düþtüm zara
Þemsi kamer virdi dara
Meylini verme að yare
Gönlüm sað yare sað yare |
NE BÝLÝR
Hakikat baðýnýn gonca gülünü
Deren bilir dermeyenler ne bilir
Canýn kurban edip canan yoluna
Veren bilir vermeyenler ne bilir
Tadan bilir hakikatýn balýný
Dehl eylemez ehl-i aþkýn halini
Can gözünü açýp dost cemalini
Gören bilir görmeyen ne bilir
Mazhari düþeli ah ü firkata
Ruz u þeb yanmakta derd ü mihnete
Harabat postunu künci gurbete
Seren bilir sermeyenler ne bilir |
| |
|
|
YARDAN SAYILIR
Arzusun çektiðim gül yüzlü dostum
Erenlerin demi nurdan sayýlýr
On iki imam katarýna dizilen
Muhammed Ali'ye yardan sayýlýr
Ýhlas ile giden bu yoldan dönmez
Dost olan dostundan ikilik bulmaz
Eri Hak bilmeyen Hakk'ý bulamaz
Gözü bakar ama körden sayýlýr
Üç gün imiþ bu dünyanýn sefasý
Sefasýndan artýk etmiþ cefasý
Gerçek erenlerin nutku nefesi
Bilir kýrktýr kýrký birden sayýlýr
Gerçek aþýk menzilinde durursa
Ocak gibi yanýp yaðý erirse
Bir kiþi kusuru özden görürse
O da erdir gerçek erden sayýlýr
Abdal Pir Sultan'ýn Baðdat'týr vatan
Ýkilikten çýkýp birliðe biten
Erenler yoluna kýyl ü kal katan
Yolun dikenidir haldan sayýlýr.
|
|
|
Bu albümün oluþturulmasýnda kaynak gösterilen kiþiler ise þöyledir:
Tacim (Bakýr) Dede : Bugüne kadar en çok deyiþi, semahý derlenen Sinemilli dedesi.
Sadýk Hüseyin (manýþ) Dede : Pazarcýk'ýn Sofulu Uþaðý (Halkaçayýr) köyünün dedelerindendir. Pek çok deyiþi derlendi.
Mehmet Mustafa (Yüksel) Dede : Tacim dedenin amcasýnýn oðludur. "Beni Candan Usandýrdýn" isimli albümü yayýnlandý.
Aziz (Özbozok) Dede : Antep'e baðlý Keferdiz (Sakçagözü) beldesinde yaþamýþ olan halk þairi Çolak Mücrimi'nin en büyük oðlu.
Mustafa (Manýþ) Dede :Sofulu Uþaðý köyünde yaþýyor.Kantarma dedelerine yakýn akraba. Sadýk Hüseyin dedenin amcasýnýn oðludur.
Hüseyin Ýmir Dede :Narlý Kasabasýnda baðlama yapým ustasý.Ayný zamanda çalýp söyler.
Mehmet (Ocak) Dede :Yörede çok tanýnan Elif Ana'nýn oðlu. Aþaðý Pulyanlý ( Akdemir) köyünde , Elif Ana yapýlan cemevini yönetiyor.
Mücrimi : Sinemillilerin deyiþlerini en çok okuduklarý halk þairlerinden.Asýl ismi Mehmet Özbozok'tur. Aslen Malatya'nýn Akçadað ilçesine baðlý Karaterzi köyündendir.Uzun yýllar Keferdiz'de yaþadý ve orada öldü. Yaklaþýk beþyüz deyiþi olduðu söylenir.
Atmalý (Atmi ) Aþireti:
Dr. Mahmut Riþvanloðlu Saklanan Gerçek isimli kitabýnýn 502.ci sayfasýnda Atmalý aþireti ile ilgili þu bilgileri verir :
Riþvan topluluðuna baðlý bir oymaklar birliðini teþkil eden bir aþirettir. Osmanlý Tahrir defterlerinde "Kars, Trabzon, Konya, Maraþ ve Rakka arasýndaki bölgelerde "konar-göçer" olarak, bazen "Ekrat", bazanda "Türkmen-Ekradý" olarak geçmektedir.
Buradaki "Atma", belki de "Atmaca" isminden bozulmuþ olabilir. Çünkü daha önce de bahsettiðimiz gibi, Eski Türkler'de "Boy ve Oymak" ismi olarak bir nevi motif karakterinde ve "Totem" olarak bu tip hayvan isimlerinin verildiðini biliyoruz. Nitekim Danýþmendlü Türkmenleri arasýnda bir oymak beyinin adý da "Atmaca"'dýr.
Atmalý boyuna baðlý Oðuzlarýn sosyal yapýlanma sistemine uygun olarak 12'li bölünmeyi gösteren 12 oymak baðlýdýr.
Anadolu Selçuklu Devleti döneminde Horasan bölgesinden Anadolu'ya gelmeye baþlamýþlar ve Selçuklu Devleti tarafýndan önce Elazýð bölgesine daha sonralarý ise Malatya (Arguvan) Elbistan yöresine yerleþmiþlerdir.
Kahramanmaraþ ve Malatya arasýndaki daðlýk kesimlerde yaþamaktadýrlar. Atmiler bugünkü yerlerine 250-300 yýl önce Harput yakýnlarýndaki Gümüþmaden'den göç ederek gelmiþlerdir.
Osmanlý yönetiminde on iki köyün adet, gelenek ve görenekleri itibariyle bir gurup oluþturmasýna aþiret denirdi. Bu aþiretlerden biri de Atmi aþiretidir. Atmi aþiretinin son reisi Yakup Paþa'dýr.
Aþiretlerin bulunduðu kazalar :
Pazarcýk : 10 köy
Besni : 7 köy
Elbistan : 11 köy
Akçadað : 2 köy
Gölbaþý : 2 köy
Pazarcýk'ta bulunan Atmiler önceleri yaz aylarýnda yaylalara göç eder, kýþ aylarýnda ise tekrar kýþlaya dönerlerdi. Göç ettikleri yaylalar; Sýrýklý ve Nurhak daðlarýdýr. Kýþlýk yurdundan yaylalara ulaþmak için uzun bir yolculuk gerekirdi.
Aþiret 1960'lý yýllara kadar göçebe hayat yaþarken, günümüzde ekonomik koþullar nedeniyle yerleþik hayata geçilmiþ, tarým ve hayvancýlýkla uðraþmaya baþlamýþtýr.
Aþiretin baþlýca köyleri :
Ganidaðý Ketiler
Kýzkapanlý
Karahasanlar
Mahkanlý
Sadakalar
Haydarlý
Kizirli
Turunçlu
Tilkiler
Kabalar
Akçalar
Karalar
Bu köylerden Haydarlý ve Kabalar, Adýyaman-Gölbaþý sýnýrlarý içerisindedir. Aþiretin Harput-Gümüþ, Maden, Arapkir, Ýslahiye, Kilis ve Maraþ'ta yaþayan kesimleri de vardýr. Ancak bunlar aþiretin asýl gövdesinden baðýmsýzdýrlar. Atmi aþireti mensuplarý Türkçe ve Kürtçeyi birlikte konuþurlar.
Aþiretin kendine özgü bir giyim kültürü vardýr. Yazýn þalvar, zubun (uzun gömlek) saku (Avrupa modeli çeket); kýþýn ise þal, sepik, kýrmýzý fes ya da "küllik" giyilir. Kadýnlar özellikle þar baðlar.
Geçmiþten günümüze Atmi aþiretinin reisleri sýrasýyla : Kara Hasan Muhammed Aða, Ýbrahim Aða, Bozo Aða, Asaf Aða, Süleyman Aða, ve Paþa Yakup'tur.
Kýlýçlý Aþireti:
Alevi kökenli bir aþiret olup, Kürtçe ve Türkçe konuþurlar. Bilinen aðalarý; Urmah Aða Ýle Hamza Aða'dýr. Aþiret mensuplarý önceleri göçebe bir hayat yaþarken Ahýr daðý yaylarýna gider, kýþýn tekrar kýþlalarýna dönerlerdi.
Aþiretin baþlýca geçim kaynaðýnýn hayvancýlýk olmasýndan dolayý aþiret uzun yýllar göçebe bir hayat sürmüþtür. Daha sonra yerleþik hayata geçilmesiyle tarýmla uðraþýlmaya baþlanmýþtýr.
Köyleri: Karaçay, Sarýerik, Emiroðlu, Osmandede, Ördekdede, Çiçek, Hanobasý.
Doðanlý Aþireti Aþiret, esasen "Reþvan Aþireti"nin bir alt koludur. Aþiret mensuplarý göçebe hayat yaþarken önceleri Ahýr daðý yaylalarýna giderler, kýþ mevsiminde de tekrar yurtlarýna dönerlerdi. Reisleri Baki oðlu Hasan Aða'dýr.
Köyleri : Kirni, Haraba, Nefsidoðanlý, Doðanlýkarahasan, Davutlar, Kuruçay, Çatalhöyük.
Çekalan Aþireti :
Aþiretin Kahramanmaraþ, Pazarcýk ve Besni'de birkaç köyü bulunmaktadýr. Maraþ kolunun reisi Molla oðlu Kokaþ'týr. Aþiret, göçebe hayatýnda "Çokum" denilen "Anzaklý Daðý"na giderdi.
Buvan (Buganlar) Aþireti :
Pazarcýk kazasýnda, Ýncirlik yakýnlarýna yerleþen aþiret, yedi köyden oluþur. Aþiretin bir kýsmý Alevi, bir kýsmý ise Sünnidir. Önceleri göçebe bir hayat yaþayan aþiret halký, bu göçebeliðin neticesinde bahar mevsimi ile birlikte Anzak yaylalarýna giderdi. Günümüzde yerleþik hayata geçilmesiyle birlikte bu gelenekler sona ermiþtir.
Aþiretin bilinen en eski reisi Mame Use'dir.
Köyleri : Memiþkahya, Çolakaliler, Hasankoca, Kurtdere (önceleri Topalan ve Korikan diye anýlýrdý), Cimikanlý ( Avdilam,Koçaryan diye anýlýrdý)
Ev ve Aile Hayatý
Pazarcýklýlar örf, adet ve geleneklerine baðlýdýrlar. Yardýmlaþmayý çok severler. Ýlçe merkezinde yaþayanlarýn %70'inin köylerle iþ baðlantýlarý vardýr. Günübirlik köydeki tarým iþlerine gidip gelenler çoðunluktadýr. Tarýma elveriþli olmayan daðlýk kesimlerde oturanlarýn çoðu yurt dýþýnda çalýþmaktadýr. Bir kýsmý da iþ için büyük þehirlere göç etmiþtir
Ýlçedeki evler yakýn tarihe kadar çok amaçlý olarak kullanýlýrdý. Ýki katlý olan evlerin; birinci katý ahýr, üst katý ise ailenin tamamýnýn yaþadýðý yerdir. Aileler ise dede, nine, anne, baba ve çocuklardan meydana gelen geniþ ailelerdir. Ailede evlenen erkek çocuklar bir süre ailelerinin yanýnda yaþardý. Ta ki ikinci bir çocuk evlenene kadar bu birliktelik devam ederdi.
Günümüzde ise artýk bu gelenekler tamamen ortadan kalkmýþtýr. Evler son derece moderndir. Ýlçe merkezinde apartman tipi evler yaygýndýr. Aileler anne, baba ve çocuklardan oluþan çekirdek ailedir. Fakat günümüzde birçok ailede dede ve nine de aileye dahildir.
Pazarcýk'ta kadýn-erkek iliþkileri son derece çaðdaþtýr. Özellikle yurt dýþýnda yaþayan ailelerin de tatil amaçlý buraya gelmesiyle Pazarcýk tamamen Avrupai bir görünüm arz eder. Kadýn-erkek rahat bir þekilde konuþabilir. Erkeðin yaptýðý her iþi ayrým yapýlmaksýzýn kadýn da yapabilmektedir. Özellikle köyde yaþayan kadýnlarýn erkekten daha çok çalýþtýðý gözlemlenir.erkek sadece dýþarda çalýþýrken, kadýn hem dýþarda bað-bahçe iþlerinde çalýþmakta hem de ev iþlerini yapmaktadýr.
Tabi ki bunlarý söylerken toplumsal normlarýn varlýðý da inkar edilemez. Ama burada çerçeve daha geniþtir. Bunun yanýnda özellikle kýrsal kesimlerde yaþayan ailelerde kadýn-erkek iliþkileri biraz daha farklýdýr. Toplumun koyduðu kurallara uymayanlar; kýnanýr, ayýplanýr veya horlanýr.
Ýlçenin kýrsal kesim köylerinde kadýnýn rolü oldukça farklýdýr. Çünkü ailede erkek hakimiyeti vardýr. Bu yörelerde karý- koca birbirlerine olan sevgilerini açýkça ifade etmezler. Hatta birbirlerine adlarýyla bile hitabetmezler. Koca karýsýna hey, avrat, gýz; karý da kocasýna herif, bizimki, beyim, bizim adam, çocuklarýn babasý.vs. kelimelerle hitabeder. Kadýnlar erkeklerin bulunduðu mecliste oturmaz, konuþmaz, misafir geldiðinde hizmet eder. Yolda yürürken kadýn daima erkeðin arkasýnda yürür ve erkeðin önünden geçmez.
Aile içerisinde gelin kaynana iliþkilerine bakýldýðý zaman þunlar dikkat çeker: Yeni gelin aile içerisinde dahi serbest hareket edemez. Aile büyüklerinin yanýnda sofraya oturamaz. Kaynanasýnýn yanýnda sesli konuþamaz, hele kayýnbabasýnýn yanýnda hiç konuþamaz. Yapacaðý tüm iþleri kaynanasýna danýþarak yapar. Çocuðunu açýkta emziremez, sevemez. Herkesten sonra yatar, önce kalkar.
Fakat bütün bu kurallar ilçenin tamamý için geçerli deðildir. Bu aile tiplerinin yanýnda hiçbir kural tanýmayan serbest aileler de vardýr. Yurt dýþýndan gelen veya yurt dýþýyla baðlantýlý ailelerde bu kurallar pek görülmez.
Aile içerisinde baba ile çocuklarýn iliþkisine baktýðýmýz zaman, çocuk babasýnýn yanýnda istediði gibi oturamaz, hareket edemez. Eðer evliyse mecbur kalmadýkça hanýmýyla konuþamaz. Çocuklarýný kucaðýna alýp sevemez. Yapacaðý bütün iþlerde babasýnýn fikrine baþvurur. Ailenin ekonomik iþlerine baba bakar. Bunun yanýnda baba, bað-bahçe-tarla iþlerini yavaþ yavaþ oðluna býrakýr. Tarým makinelerini oðul kullanýr.
Ev ve aile hayatýnda dikkat çeken özelliklerden birisi de eskiden yoðun olarak yaþanan ancak günümüzde yerleþik hayatla birlikte terk edilen yaylacýlýk geleneðidir. Ýnsanlar baharýn gelmesiyle birlikte yazý daha serin geçirmek, hayvanlarýný daha iyi otlatabilmek için yaylalara göç ederlerdi. Bu, Türk milletinin özünde bulunan bir olgudur. Türk milleti daima kendine uygun topraklar aramýþtýr. Bu amaçla Orta Asya'dan göç ederek Anadolu'yu mesken tutmuþtur.
Yaylaya gitme hazýrlýðý ilkbaharda baþlar,gidene kadar devam ederdi. Normalde evinde yiyebileceði her þeyini yaylaya taþýrlardý. Ev eþyasý olarak yanýnda yatak, çul, kilim, minder ve mutfak eþyalarýný götürürlerdi. Yaylaya çýkýþ zamaný geldiðinde her þey atlara, eþeklere yüklenerek yola çýkýlýrdý. Göçten bir gün önce çoban da hazýrlýðýný yapar, özellikle diðer yaylacýlarýn hayvanlarýyla karýþmasýn diye hayvanlarýný boyar,keçesini hazýrlar, heybesini alýr, vakti geldiðinde yola düþerdi. Arkasýndan genç kýz ve delikanlýlar eþya yüklü hayvanlarýný önlerine katarak yola çýkarlardý. Yaylaya ulaþtýktan sonra kullanýlacak eþya ve yiyecekler yerlerine yerleþtirilir; daha sonra ayranlar, peynirler, çökelekler yapýlmaya baþlanýrdý. Böylece yaylada günler gelip geçerdi.
Sonbahar mevsiminde kýþlaya dönme hazýrlýklarý baþlardý. Dönme günü gelip çattýðýnda sabah erkenden göç yola düzülür; hayvanlarýn, insanlarýn sesleri birbirine karýþarak kýþlaya dönülürdü. Bu manzara yaylacýlýðýn en duygusal anýdýr.
El sanatlarý: Bazý köylerimiz de kilim ve halý halen dokunmaktadýr. Kilim ve halý motiflerinde Toros'larýn (Binboðalar'ýn) esintileri görülür.
Ýlçeye baðlý Beyleruþaðý köyünde halen yer tezgahlarýnda kilim dokunmaktadýr. Memiþkahya, Payamlýbað, Yumaklýcerit, Taþdemir, Damlataþ köylerinde ise halý ve yastýk dokunmacýlýðý yapýlýr.
Dini Ýnanýþlar , Türbeler ve Ziyaret Yerleri:
Pazarcýk bölgesinde yaþamýþ ve halk içinde saygýnlýk kazanmýþ tanýnmýþ kiþiler vardýr. Bu kiþilerin yaþamlarý sýrasýnda mucizevi olaylar gerçekleþtirdiðine inanýlýr. Bu olaylar destansý bir þekilde anlatýlýr. Ermiþ olduklarýna inanýlan bu kiþilerin mezarlarý ve yaþadýklarý yerler ziyaret edilir.
Elif Ana Türbesi: Türbede yatan Elif Hatun, Akdemir Köyü'nde yaþamýþtýr. Saðlýðýnda insanlarýn yardýmýna koþmasýyla tanýnmýþtýr. Bu yüzden yöre halký, Elif Hatun'nun ermiþ olduðuna inanýr. Çevresinde Elif Ana olarak anýlmýþtýr. 1991 yýlýnda ölen "Elif Ana'nýn" türbesi de Akdemir Köyü'ndedir. Türbesi özellikle yýlýn belli mevsimlerinde ziyaretçi akýnýna uðramaktadýr. Adaðý olanlar, kurban kesmek isteyenler buraya gelmekte ve adaklarýný burada kesmektedirler.
Çýplak Hemo Türbesi: Türbede yatan Çýplak Hemo adýndaki bu kiþi Kirni Köyü'nde yaþamýþtýr. Bu zatla ilgili halk arasýnda çeþitli söylentiler vardýr. Yaþamýnda yarý çýplak dolaþtýðý ve vücuduna mermi iþlemediði söylenir. Geniþ halk kitleleri tarafýndan ziyaret edilen türbesi, Kirni Köyü'ndedir.
Ali Baba Türbesi: Eylen Köyü'nde yaþayan Ali Baba'nýn, normal insanlarýn hissedemediði bazý olaylarý hissettiðine ve insanlarýn zarar görmesini engellediðine inanýlýr. Örneðin; pekmez tenekesine giren yýlaný hissederek insanlarý uyarmasý. Ali Baba 1930'lu yýllarda ölmüþ ve Eylen Köyü'nde bulunan mezarý, ziyaret yeri haline getirilmiþtir.
Duran Baba Türbesi: Duran Baba isimli bu zat, Ýðdeli Köyü'nde yaþamýþ ve türbesi de bu köydedir. Zorda kalan insanlara Hýzýr misali varýp yardýmcý olduðuna inanýlan Duran Baba'nýn, mezarý ziyaret haline getirilmiþtir.
Salman-ý Pak Türbesi (Salman-ý Pak Köyü) : Bu zatýn peygamberimiz Hz. Muhammed'in berberi olduðu ,yani sahabe olduðu, Salman-ý Pak Köyü civarýnda yapýlan bir savaþta þehit olduðu rivayet edilir. Þehit olduðu yere gömülmüþ ve burasý da ziyaret yeri haline gelmiþtir.
Mamo Dede (Seyyit Meftuni) Türbesi: Malatya'nýn Arguvan Ýlçesi'nin Minehöyük Köyü'nden dedeler gelir, halký aydýnlatmak için öðütlerde bulunurlardý. Önceleri Mamo Dede'nin babasý ve amcasý gelirdi. Daha sonra ise kendisi gelmeye baþlamýþtýr. Mamo Dede, halk tarafýndan sevilip sayýlýrdý. Rivayete göre Mamo Dede, çýplak elle ateþin üzerindeki kavurmayý karýþtýrýrdý. Çok güzel saz çalýp, türkü söylerdi. Halk toplantýlarýnda küs olanlarý barýþtýrýr, halka öðütler verirdi. Barýþmayanlarýn evine gitmez, yemeklerini yemezdi. Mamo Dede'nin türbesi Alibeyuþaðý Köyü'ndedir.
Himmetbaba Türbesi: Türbenin bulunduðu yerde eskiden vakýf kurulu olduðu, Himmet Baba'nýn da burada yaþadýðý söylenir. 1288 tarihli ve bugünkü tapularda, bu bölgenin adý Himmet Baba Mevkii olarak geçmektedir.
Rivayete göre, birgün askerler bu bölgeden geçerken Himmet Baba'nýn yanýna uðrarlar. Himmet Baba kazanlarda pilav ve çorba piþirirken komutan:
"Baba askerler aç, yemek ister." der.
Himmet Baba kendisine :
"Ýþte yekkkkkükaükam mükalük lküalmk lamükiyl mkülaemkü leam.
Komutan:
"Bu yemek askerlerime yetmez." der.
Himmet Baba :
"Yeter oðlum, yeter!" der.
Yemeði daðýtmaya baþlarlar. Ne pilav, ne de çorba biter. Askerler karýnlarýný doyururlar.
Ýþte, bu olaydan sonra Himmet Baba'nýn yaþadýðý bu yer, ziyaret yeri olarak bilinmektedir.
Ali Baba Türbesi
Türbe Ali Gutta adýndaki bir zata aittir. Bu zatýn saðlýðýnda bölge insaný tarafýndan iyi bir insan olarak tanýndýðý, yoksullara, fakirlere yardým ettiði söylenir. Ayrýca Ali Baba'nýn insanüstü birtakým mucizelerde bulunduðuna inanýlýr. Eylen Köyü'nde yaþayan Ali Baba'nýn, türbesi de bu köydedir. Her yýl gerek yurt içinden gerekse yurt dýþýndan türbeye ziyaretçiler gelmektedir. |