BÝLMECELER
Bilmece sormanýn usulü vardýr. Bilmeceyi soran ve cevaplayan vardýr. Bilmece sorulduktan sonra cevaplayýcýya birkaç dakika düþünme süresi verilir. Cevaplayýcý bir müddet düþündükten sonra bilemezse soran kiþiden "Canlý mý, cansýz mý, yenir mi, içilir mi, hayvan mý, eþya mý ?" gibi sorularla ipuçlarý ister. Buna karþýlýk soran kiþiden "evet, hayýr, canlý, cansýz, eþya deðil, uzun, þiþman..." cevaplarýný alýr.
Bilmeceyi soran kiþi cevap alamazsa aralarýnda pazarlýk baþlar. Þehir istenir. Antep'i ver, cevabýný söyleyeyim. Cevaplayýcý "Verdim." der. Böylece bilmecenin cevabý ortaya atýlýr.
Yöreye özgü bazý bilmeceler :
Aðaç üstünde kilitli sandýk
(ceviz)
Ak saray içinde sarý sultan oturur, bunu bilen ölümden kurtulur.
(yumurta)
Akþam oldu dizildik, sabah oldu silindik
(yýldýz)
Alçacýk boylu, kýrmýzý donlu
(domates)
Arabadan atladý, pantolu patladý.
(karpuz)
Arçýn gibi ayaklý, arslan gibi býyýklý
(arpa)
Arþýn ayaklý, burma býyýklý.
(tavþan)
Ateþe girer yanmaz, suya girer ýslanmaz
(güneþ)
Atlayarak yürür, patlayarak ölür.
(pire)
Baldan tatlý, baltadan aðýr, çarþýda satýlmaz, tadýna doyulmaz.
(uyku)
Ben giderim o gider, içimde týk týk eder.
(kalp)
Benim bir suyum var; dökerim dökerim bitmez
(þelale)
Bilmece bildirmece el üstünde kaydýrmaca.
(sabun)
Bir atým var otlamaz, susuz yerde duramaz.
(köprü)
Bir çarþafým var bütün dünyayý kaplar
(gökyüzü)
Bir kýzým var, kat kat çeyizi var.
(lahana)
Bir kuþum var, elsiz ayaksýz kuyu kazar
(damla)
Bir küçücük fýçýcýk, içi dolu turþucuk
(limon)
Bir oðlum var, her tarafý uyuz.
(törpü)
Biz biz bizidik, otuz iki kýz idik, inci mercan düzüldük
(diþ)
Çarþýdan aldým bir tane, eve geldim bin tane.
(nar)
Çýt der, çiçek açar.
(kibrit)
Daðdan gelir sekerek, kuru üzüm dökerek.
(keçi)
Dam üstünde kalaylý taþ
(ay)
Deniz üstünde yufka açar
(dalga)
Dinsiz gavurun kulaðýný çeksen baðýrýr.
(tüfek)
Dýþý kazan karasý, içi peynir mayasý.
(kestane)
Ektim beyaz, bitti yeþil; sonra oldu kýrmýzý meþin
(biber)
Gittim eve aðlarlar, sordum neye aðlarlar, ipsiz adam baðlarlar.
(nikah)
Gökte gördüm bir köprü, rengi var yedi türlü
(gökkuþaðý)
Gökte iplenir, yerde bitlenir
(yaðmur)
Gökten on iki elma düþtü, on birini yediler birine hayýr dediler.
(ramazan)
Herkes uyur, o oturur.
(saat)
Ýki tarar, biri kalkar biri yatar.
(terazi)
Kapýsýz han, kubbesiz hamam, dilsiz imam
(dünya, deniz
, horoz)
Kara tavuk dalda yatar, dal kýrýlmýþ yerde yatar
(zeytin)
Kaþ ile gözden yakýn, söylenen sözden yakýn.
(ölüm)
Kol kol döþek, bunu bilmeyen eþek
( börek)
Küçücük mezar, dünyayý gezer.
(ayakkabý)
Mantosu yeþil, entarisi kýrmýzý, bil bakalým bu kimin kýzý ?
(karpuz)
Nar tanesi nur tanesi, bu dünyanýn bir tanesi.
(kabe)
O odanýn, oda onun içinde.
(ayna)
Ortaya bir gümüþ yüzük koydum,ay geldi alamadý, güneþ geldi aldý.
(buz)
Parmaðý var caný yok, damarý var kaný yok.
(eldiven)
Sarý tavuk dalda yatar, dal kýrýlýr yerde yatar.
(ayva)
Sýra sýra develer, birbirini geveler.
(kiremit)
Þekere benzer tadý yok, gökte uçar kanadý yok
(kar)
Tarlada biter, makine büker, her sabah elimi yüzümü öper.
(havlu)
Tavan üstünde takur tukur, zannedersin halý dokur.
(fare)
Týngýr elek týngýr saç, elim hamur karným aç.
(oruç)
Ufacýk kuþlar, kendi yemez ele baðýþlar
(arý)
Uzun uzun uz gider, oðlu kýzý düz gider.
(kavak)
Üstü çayýr biçilir, altý çeþme içilir.
(koyun)
Yaðmurlu havada göz kýrpar
(þimþek)
Yapýlmamýþ duvarda, doðmamýþ oðlan oturur.
(yalan)
Yarým kaþýk, duvara yapýþýk.
(kulak)
Yer altýnda civcivli tavuk.
(patates)
Yeþildir abasý, sarýdýr libasý, içinde iliði var, bir tane deliði var.
(badem)
Zenginin elinde, fukaranýn dilinde.
(para)
|